Arşiv

Kas 2016

Lisansüstü Dersler Hakkında

On
by isiktac
- 14 Kasım-28 Kasım tarihleri arasında Metodoloji Okumaları dersi ve Doktora Seminer dersi yapılmayacaktır. (Bundan sonraki ilk Metodoloji Okumaları dersi: 29 Kasım Salı, Doktora Seminer dersi: 1 Aralık Perşembe olacak)
- Bu derslere kadar;
**Metodoloji Okumaları dersi için; Işıktaç-Metin, Hukuk Metodolojisi Kitabı, ss 68-281 arasının;
** Doktora Seminer dersi için ise şu iki kitaptan birisinin okunması gerekmektedir.
     *Robert Day, Bilimsel Bir Makale Nasıl Yazılır ve Yayımlanır
     * Howard D. Becker, Sosyal Bilimcinin Yazma Çilesi

8 Kasım Metod Hakkında

On
by isiktac

8 Kasım tarihli derste tartışılacak karar aşağıdadır:

 

İdare D.Gen.Kur.         2008/921 E.  ,  2013/314 K.

·  YURTDIŞINA ÇIKMA HÜRRİYETİNİN KISITLANMASI

·  PASAPORT VERMEME


“İçtihat Metni”Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.

Özeti : Anayasanın 23. maddesinde, hakim kararı olmadan vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetinin kısıtlanamayacağına ilişkin, kişi hak ve hürriyetlerini genişletici nitelikteki 2010 tarihli düzenlemenin, 177/e maddesi uyarınca doğrudan ve geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gerektiğinden, 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 22. maddesine dayanarak pasaport verilmemesine ilişkin İçişleri Bakanlığı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.

 

          Temyiz Eden (Davacı)  : …

          Vekili                          : Av. …

          Karşı Taraf (Davalı)    : İçişleri Bakanlığı

          Vekili                          : 1. Hukuk Müşaviri Vekili …

          İstemin Özeti : Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin 14/02/2008 günlü, E:2008/106, K:2008/305 sayılı ısrar kararının, temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir. 

          Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

          Danıştay Tetkik Hakimi : Tarık Kavak

          Düşüncesi : Anayasa’nın 23. maddesinde 07/05/2010 tarihli, 5982 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile yapılan değişiklikle vatandaşın yurtdışına çıkma hürriyetinin ancak suç soruşturma veya kovuşturması nedeniyle ve ancak hâkim kararıyla sınırlanabileceği, 177/e maddesinde ise bir konuyu (açık ve ayrıntılı) düzenleyen Anayasa hükmünün, bu konuda kanuni düzenleme olmadığında veya aksi yönde düzenleme olduğunda kanun ihmal edilerek, doğrudan doğruya somut olaya uygulanacağı  hükme bağlanmıştır. Anayasa’nın kişi hak ve özgürlüklerini genişletici nitelikte, vatandaşın lehine olan sonraki tarihli hükmünün tıpkı ceza kanunlarında lehe olan düzenlemenin geçmişe uygulanması ilkesinde olduğu gibi geriye yürüyerek uygulanması, özgürlüklerin asıl, yasaklamanın istisna olduğu Hukuk Devletinde hakkaniyete uygun düşecektir.

          Bu durumda, Anayasa’nın 23. maddesindeki düzenlemeyle hâkim kararı olmadan vatandaşın yurtdışına çıkma hürriyeti idari işlemle yasaklanamayacağı, söz konusu düzenlemenin Anayasa’nın 11. maddesi uyarınca öncelikle ve 177/e maddesi uyarınca da kanundaki düzenleme ihmal edilerek doğrudan doğruya uygulanacağı dikkate alındığında, davalı İçişleri Bakanlığı’nca getirilen yurtdışına çıkma yasağında (pasaport vermeme işleminde) hukuka uyarlık bulunmadığından davanın reddi yolundaki mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

          Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davacının yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü:           

          Dava; davacıya pasaport verilmemesine ilişkin 31/03/1997 günlü, 83990-97 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

          Ankara 9. İdare Mahkemesinin 30/09/2002 günlü, E:2002/1014, K:2002/1224 sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 26/12/2001 günlü, E:2000/2265, K:2001/4971 sayılı bozma kararına uyularak, davacının yasadışı örgüt üyesi olmak ve bölücülük propagandası yapmak suçlarından yakalanarak yargılanıp beraat etmesine ve hakkında herhangi bir mahkumiyet kararı bulunmamasına karşın, belirtilen suçlamalar nedeniyle sürekli takip altında tutularak operasyona yönelik olarak faaliyetinin izlendiğinin anlaşıldığı, bu haliyle davacının yurtdışına çıkmasının genel güvenlik bakımından sakıncalı olabileceği ve ülke aleyhine faaliyetlerde bulunabileceği dikkate alındığında, pasaport verilmemesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

          Anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay Onuncu Dairesinin 06/03/2006 günlü, E:2003/3110, K:2006/1687 sayılı kararıyla; davacının yasadışı örgüt üyesi olmak ve bölücülük propagandası yapmak suçlarından yakalanarak yargılanıp beraat etmesine ve hakkında herhangi bir mahkumiyet kararı bulunmamasına karşın belirtilen suçlamalarla ilgili olarak sürekli takip altında tutularak operasyona yönelik olarak faaliyetlerinin izlendiğinden bahisle dava konusu işlemin tesis edilerek davacıya pasaport verilmediğinin anlaşıldığı, Anayasa’nın 38. maddesi ile Pasaport Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca davacının, yargılanarak beraat ettiği bir suç nedeniyle yurtdışına çıkma hürriyetinin kısıtlanmasına olanak bulunmadığı gibi söz konusu suçlarla ilgili olarak faaliyette bulunduğu hususunda somut, kabul edilebilir hukuki bilgi ve belge sunulamaması nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararı bozulmuş ise de, Mahkemece bozma kararına uyulmayarak davanın reddi yolundaki kararında ısrar edilmiştir.

          Davacı, Ankara 9. İdare Mahkemesinin 14/02/2008 günlü, K.2008/106, K:2008/305 sayılı ısrar kararının temyiz etmekte ve kararın bozulmasını istemektedir.

          Anayasa’nın 23. maddesinde “Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;

          Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;

          Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.

          Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ülkenin ekonomik durumu, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.

          Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz” hükmüne yer verilmiş iken, 03/10/2001 günlü, 4709 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile yapılan değişiklik ile vatandaşın yurtdışına çıkma hürriyetini kısıtlayıcı nedenlerden sayılan “….ülkenin ekonomik durumu” ibaresi madde metninden çıkarılmış, aynı maddede 07/05/2010 günlü, 5982 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile yapılan düzenlemeyle ise “Vatandaşın yurtdışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir” hükmü getirilmiştir.

          Anayasa’nın 23. maddesinin madde gerekçesine bakıldığında; Danışma Meclisinin gerekçesinde 3. fıkra ile vatandaşa yurtdışına çıkma hürriyeti tanındığı, bu serbestinin hangi özel sebeplerle sınırlanabileceğinin gösterildiği, Anayasa Komisyonunun değişiklik gerekçesinde de maddedeki yurtdışına çıkma hürriyetini sınırlayan sebepler arasına ülkenin dış ödemeler dengesi, döviz durumu gibi hususlar “ekonomik durum” kavramı içinde değerlendirilerek ve halen ülkenin ekonomik durumu gözününe alınarak yurdışına çıkma hürriyetine konulan sınırlamalar ve yapılan uygulamalar dikkate alınmak suretiyle “ülkenin ekonomik durumu”nun da sınırlama sebepleri arasına ilave edildiği belirtilmiş, 03/10/2001 tarihli,  4709 sayılı Kanunun 8. maddesi ile yapılan değişikliğin gerekçesi olarak, öngörülen değişiklik ile vatandaşların yurdışına çıkma hürriyetine ülkenin ekonomik durumunun engel teşkil etmesine son verildiği ifade edilmiş, 12/09/2010 günlü, 5982 sayılı Kanunun 3. maddesi ile yapılan değişikliğin gerekçesi olarak da, idare tarafından, vatandaşın yurtdışına çıkma hürriyetinin sınırlanmasına son verilmekte olduğu, yurtdışına çıkma hürriyetinin, sadece suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hâkim kararına bağlı olarak sınırlandırılabilmesi ilkesinin benimsendiği belirtilmiştir.

          Söz konusu Anayasal düzenlemenin ve madde gerekçesinin tarihsel seyri gözönüne alındığında, vatandaşın yurtdışına çıkma hürriyetini kısıtlayan nedenler “ülkenin ekonomik durumu”, “vatandaşlık ödevi” ve “ceza soruşturması veya kovuşturması” şeklinde sıralanırken 2001 ve 2010 tarihli düzenlemelerden sonra bu sınırlamanın yalnızca “suç soruşturması veya kovuşturması” sebebiyle ve ancak hâkim kararı ile yapılabileceği kurala bağlanarak, hâkim kararı olmadan idarece vatandaşın yurtdışına çıkışına engel olunamayacağı kabul edilmiş, söz konusu değişikliklerle özgürlüklerin alanı genişletilmiştir.

          Diğer yandan Anayasanın 177. maddesinin (e) bendi uyarınca bir konuyu (açık ve ayrıntılı) düzenleyen Anayasa hükmünün doğrudan somut olaya uygulanabileceği kabul edilmiştir.

          5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 3463 sayılı Yasayla değişik 22. maddesinde ise İçişleri Bakanlığınca yurtdışına çıkmaları genel güvenlik bakımından sakıncalı bulunduğu tespit edilenlere pasaport ve seyahat vesikası verilmeyeceği hükme bağlanmıştır.

          Bu düzenlemeyle, Anayasa’nın 23. maddesinde 2010 yılında yapılan düzenlemeye aykırı olarak yurtdışına çıkmaları genel güvenlik bakımından sakıncalı bulunanlara, idari işlemle pasaport veya seyahat vesikası verilmemesi mümkün kılınmaktadır.

          Dosyanın incelenmesinden; davacının yasadışı örgüt üyesi olmak ve bölücülük propagandası yapmak suçlarından yakalanarak yargılanıp beraat etmesine ve hakkında herhangi bir mahkumiyet kararı bulunmamasına rağmen belirtilen suçlamalarla ilgili olarak sürekli takip altında tutularak operasyona yönelik olarak faaliyetlerinin izlendiğinden bahisle dava konusu işlemin tesis edilerek davacıya pasaport verilmediği anlaşılmaktadır.

          Olayda, her ne kadar Pasaport Kanunu’nun 22. maddesine göre İçişleri Bakanlığınca yurtdışına çıkmaları genel güvenlik bakımından sakınca bulunduğu tespit edilenlere pasaport veya seyahat vesikası verilmeyeceği belirtilse de Anayasa’nın 23. maddesinin 4. fıkrasının 07/05/2010 tarihli, 5982 sayılı Yasanın 3. maddesi ile değiştirilen hükmü uyarınca vatandaşın yurtdışına çıkma hürriyetinin ancak suç soruşturma veya kovuşturması nedeniyle kısıtlanabileceği, bunun da hâkim kararıyla yapılabileceği açık olup, Anayasa’nın kişi hak ve hürriyetlerini genişletici nitelikteki, kişilerin lehine olan düzenlemesinin geçmiş tarihli olaylara da uygulanabileceği tartışmasızdır.

          Bu durumda, Anayasa’nın anılan hükmü uyarınca hâkim kararı olmadan idare tarafından, vatandaşın yurtdışına çıkma hürriyetinin kısıtlanamayacağı açık olduğundan, davalı idare işleminde ve davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

          Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüne, Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin 14/02/2008 günlü, E: 2008/106, K:2008/305 sayılı ısrar kararının bozulmasına, dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, kullanılmayan 22,90.-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.01.2013 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

 

GEREKÇEDE KARŞI OY

Israr kararının Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararındaki gerekçeyle bozulması düşüncesiyle kararın gerekçesine katılmıyoruz.