Arşiv

Feb 2019

Özyeğin Üniversitesi Sertifika Programı -Hukuk Felsefesi ile Güncel Sorunlara Yaklaşım-

On
by isiktac

Özyeğin Üniversitesi Sertifika Programı

Hukuk Felsefesi ile Güncel Sorunlara Yaklaşım

“Hukuk Felsefesinin Pratik Önemi – Değişen Adalet Anlayışları”

Prof. Dr. Yasemin Işıktaç

Bu ders programı çerçevesinde 20 Şubat’ta anlatılacak olan “Hukuk Felsefesinin Pratik Önemi – Değişen Adalet Anlayışları” başlıklı ders için gerekli materyal isiktac.com adresinde ilan edilecektir. Ayrıca liste aşağıya da çıkarılmıştır. Dersten önce okunmuş olması anlatıyı zenginleştirecektir. İlaveten, konu öğrenci katılım ve talepleriyle de genişletilebilir.

Ders Materyali:

  • Osman Vahdet İşsevenler, “Hikmet-i Hukuk’tan Yapay Zekaya”, Dönüşen Toplum – Dönüşen Hukuk III: Phronesis, ed. Yasemin Işıktaç, İstanbul, Sümer Kitabevi Yayınları, 2018.
  • Yasemin Işıktaç, “Türk Hukukunda Bir İmkân Olarak Arabuluculuk”, Dönüşen Toplum – Dönüşen Hukuk III: Phronesis, ed. Yasemin Işıktaç, İstanbul, Sümer Kitabevi Yayınları, 2018.
  • Sercan Gürler, “Modern Ceza Hukukunda Bir Katalizör: Onarıcı Adalet”, Dönüşen Toplum – Dönüşen Hukuk III: Phronesis, ed. Yasemin Işıktaç, İstanbul, Sümer Kitabevi Yayınları, 2018.
  • Yasemin Işıktaç, Hukuk Felsefesi, Geliştirilmiş 5. bs., İstanbul, Filiz Kitabevi, 2018 (Kitapta ss.428-510 aralığındaki “Problematik Hukuk Felsefesi” bölümü).

 

Anlatı Özeti:

Hukuk felsefesi; hukukun ve hukuk sistemlerinin doğasını analiz eder. Hukukun temelini oluşturan, hukuksal kararları belirleyen etik ilkeleri açığa çıkarır, insan ilişkilerinin dayandığı temelleri karşılıklı haklar ve yükümlülükler açısından ele alır.

Hukuk felsefesinin önemini iki açıdan ele alabiliriz: Hukuk felsefesinin teorik önemi ve hukuk felsefesinin pratik önemi.

Hukuk felsefesi teorik önemini genel felsefeden alır. Felsefenin hukukla ilgilenen özel bir dalı olarak hukuk felsefesi, felsefedeki dünya görüşüne uygun bir hukuk ve adalet anlayışını aramaktadır. Bu başlığa sadece işaret edilecektir.

Bu derste asıl tartışma hukuk felsefesinin pratik önemine yöneliktir. Felsefecilere yöneltilen genel eleştirilerden biri de ayaklarının yere basmadığıdır; aslında filozoflar bunu çoğu zaman bir iltifat olarak algılarlar. Ancak felsefe yalnızca bir spekülasyon, kafa sporu değildir; her teorik çaba gibi fark yaratmak amacına yöneliktir. Bu, hukuk felsefesine de yansır. İnsan tipolojisi homoeconomicus’a endekslendiğinde felsefe biraz kenara itilmiştir. Değişimin artması, sistemler arası entegrasyon, ortaklaşa hukuk kültürü, insan haklarının gelişmesi salt teorik bir alan olmaktan çıkıp bir etkinlik olarak da işlevini artırmıştır.

Hukukun değer yanının güçlü biçimde vurgulanması bu gelişmeler karşısında bir zorunluluğa dönüşmüştür. Ayrıca günümüz artık büyük akımlar ve ideolojiler çağı olmaktan çıkmıştır. Bunun yerini uzmanlaşma ve bütünleşmeler almıştır. Bu süreçte hukuk felsefesi bir köprü görevi görmektedir.

Hukukta karar verme mekanizmalarını daha hızlı ve başarılı kılma hedefi için hukuk metodolojisi alanı temel çalışma alanlarından birine dönüşmüştür. Yapay zeka, arabuluculuk veya diğer alternatif çözüm yöntemleri adalet türlerinin geliştirilmesi gibi konular da hukuk felsefesinin pratik işlevini ve anlamını gündeme getirmektedir. Adalet türleri de farklılaşıp gelişmektedir. Klasik adalet anlayışlarına prosedüral adalet ve onarıcı adalet türleri eklenmiştir. Yine, pratik hukuk felsefesi insan olanakları ve ortaya çıkan yeni problemlerle de ilgilidir.

Modernliğin yol açtığı ontolojik sıkıntılar ve anlam krizi hem özgürlük kaybı hem de insanın yeni olanakları açısından farklı değerlendirmelere ihtiyaç yaratmıştır. Örneğin insan sonrası (posthümanizm), yarı-insan yarı-makine (cyborg), insan ötesi (transhümanizm) konuları hukuk felsefesi pratiği açısından da okunup değerlendirilmelidir. Ek olarak, zaman-insan ilişkisi açısından da önemli sıkıntılar ortaya çıkmıştır. İnsanın kabuklaşması, hakikat fikrinin izafileşmesi, geçmiş ve geleceğin silikleşerek her şeyin şimdi üstünden değerlendirilmesi de önemli başlıklardır. Zamanımızın insanı sadece homoeconomicus olarak değil, düşünme ve duyma melekeleri azalan, hız, haz, ayartma ve tüketimin kölesine dönüşen, yeni bir insan türü olarak tarif edilebilir mi, bu soruyu da yabana atmamak gerekir.